MİLLİ EĞİTİM
Eğitimdir
ki, bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır
veya bir milleti kölelik ve yoksulluğa terk eder. Eğitim kelimesi yalnız
olarak kullanıldığı zaman herkes kendince istediği bir anlama geçer. Ayrıntılarına
girişilirse eğitimin hedefleri, amaçlan çeşitlenir. Meselâ dinî eğitim,
millî eğitim, uluslararası eğitim... Bütün bu eğitimlerin hedef ve
gayeleri başka başkadır.
Ben burada yalnız yeni Türk
Cumhuriyeti'nin yeni nesle vereceği eğitimin, millî eğitim olduğunu
kesinlikle ifade ettikten sonra diğerleri üzerinde durmayacağım. Yalnız işaret
etmek istediğim mânayı kısa bir misal ile izah edeceğim: Yeryüzünde üçyüz
milyonu geçen islâm vardır. Bunlar ana, baba, hoca eğitimiyle, terbiye ve
ahlâk almaktadırlar. Fakat acınarak söylüyorum, gerçek hâdise şudur ki,
bütün bu milyonlarca insan kütleleri şunun veya bunun esaret ve horgörü
zincirleri altındadır. Aldıkları manevî eğilim ve ahlâk, onlara bu esaret
zincirlerini kırabilecek insanlık meziyetini verememiştir, veremiyor.
Çünkü eğitimlerinin hedefi millî değildir. Millî eğitimin ne demek olduğunu
bilmekte artık hiçbir şekilde karışıklık kalmamalıdır. Bir de millî eğitim
esas olduktan sonra onun dilini, usulünü, araçlarını da millî yapmak
zorunluluğu tartışmadan uzaktır. Millî eğitim ile geliştirmek ve yükseltmek
istenilen genç dimağları, bir taraftan da paslandırıcı, uyuşturucu, hayalî
fazlalıklarla doldurmaktan dikkatle kaçınmak lâzımdır.
1925 (Atatürk'ün S.D. II, s. 198)
Pratik
ve kapsamlı bir eğitim ve öğretim için, vatan sınırlarının önemli
merkezlerinde modern kütüphaneler, nebatat ve hayvanat bahçeleri,
konservatuvarlar, sanat okulları, müzeler ve güzel sanatlarla ilgili sergiler
kurulması lâzım olduğu gibi, bilhassa şimdiki idarî teşkilâta nispetle
kaza merkezlerine kadar bütün memleketin matbaalarla donatılması
gerekmektedir. Bütün bu güzel şeylerin bir an içinde oluşturulması imkânsız
olmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde bu sonuçların elde
edilmesi önemle temenniye değerdir.
1923 (Atatürk'ün S.D.I, s.288)
Türkiye'nin
eğitim ve öğretim siyasetini her derecesinde tam bir açıklık ve hiçbir
tereddüde yer vermeyen kesinlikle ifade etmek ve uygulamak lâzımdır. Bu
siyaset her manasıyla millî bir nitelikte gösterilebilir.
1924 (Atatürk'ün S.D.I, s. 317)